Öğrenme-Öğretme Sürecinin İncelenmesi

ÖĞRETME ÖĞRENME SÜRECİ

Bilimdeki hızlı gelişmeler bilgiyi sürekli yenileyip geliştirdiği için “hangi bilgileri” ,“nasıl öğreteceğiz?” soruları düşünce, strateji ve yöntemlerde de arayışı beraberinde getirmiştir. Davranışçı stratejiler öğrenme öğretme sürecinin merkezine öğretmeni yerleştirirken, bilişsel stratejiler öğrenciyi yerleştirmiştir. Her iki yaklaşım türünde de bilginin edinilmesinde düşünme ve düşündürme sürecinin belirleyicisi olma özelliği vardır.

ÖĞRENME ÖĞRETME SÜRECİNDE ÖĞRETMENIN İŞLEVLERİ

• Hedef kitlesindeki öğrencileri sahip oldukları özellikler ve yeterlilikler itibariyle tanımak.
• Öğrencilere kazandırılacak yeni yeterlilikleri belirlemek
• Öğrenme öğretme sürecinin gerçekleştirilmesini destekleyici çevre imkânlarını belirlemek ve uygun yaşantıları organize etmek
• Belirlenen bir süre içinde kazandırılacak öğrenme yaşantılarını belirlemek. Bu yaşantıları kazandırmak için uygun strateji, yöntem, araç gereç ve materyalleri seçmek
• Öğretim sürecini öğretme öğrenme sürecinin gerektirdiği esaslara göre belirtmek
• Öğrenme ve öğretme süreci sonucunda örgencilerle ilgili ölçme değerlendirme yapmak
• Değerlendirmeden elde edilen veriler ışığında öğrenme öğretme sürecini planlanan duruma uygunluk açısından gözden geçirme.


Öğretmen örgencileri sahip oldukları bilgi, beceri, tutum açısından tanımak ve onların seviyeleri hakkında karar vermek için pek çok ölçme aracını ve bilgi toplama tekniğini kullanmaya ihtiyaç duyar. Öğretim sürecinde sıkça kullanılan bilgi toplama teknikleri ve ölçme araçları söyle sınıflanabilir:

Örnek bir metin üzerinde bilgilerin; Doğrusal,Hiyerarşik,Doğrusal olmayan ve Karmaşık şekilde düzenlenmesi



MADDELERİN SINIFLANDIRILMASIMADDE: Kütlesi, hacmi ve eylemsizliği olan her şeye madde denir.
Madde üç halde bulunur: Katı, sıvı ve gaz.

MADDENİN ÖZELLİKLERİ
Ortak Özellikler: Bütün maddelerde bulunan özeliktir. Kütle ve hacim.
Ayırt edici özellikler: Bir maddeyi diğer maddeler den ayırt etmeyi sağlar. Özkütle, özısı, çözünürlük, erime ve kaynama noktası, genleşme, esneklik, iletkenlik.

MADDELERİN SINIFLANDIRILMASI
• Katı (toprak,taş,odun
• Sıvı (su,zeytinyağı, alkol)
• Gaz (hava,hidrojen,oksijen)
Katı Hali: Katı halde,
• Madde belirli bir şekle ve hacme sahiptir.
• Maddeyi oluşturan tanecikler birbirine çok yakındır ve düzenli bir yapıdadır.
• Hareket enerjisi düşüktür.
Sıvı hali,
• Sıvı halde maddenin belli bir hacmi vardır.
• Fakat belli bir şekli yoktur.Bulunduğu kabın şeklini alır.
• Tanecik arası boşluk katıya göre çoktur.
• Tanecikler düzenli olarak dizilmediği gibi birbiri üstünden kayarak hareket eder.Bu sıvıya akışkanlık özelliği kazandırır .
Gaz hali ,
• Gaz halde ise taneciklerin enerjisi çok fazladır ve tanecikler arası mesafe çok fazladır.Bu yüzden gazlar bulundukları kabın her tarafını doldururlar.
• Gazların belli bir şekli yoktur.

HAL DEĞİŞTİRME:

Erime: Bir maddenin katı halden sıvı hale geçmesine denir. Eriyen madde çevreden ısı alır.
Donma: Sıvı bir maddenin katı hale geçmesine denir. Sıvı donarken çevresine ısı verir.
Buharlaşma: Sıvı bir maddenin gaz hale geçmesine denir. Buharlaşan madde çevreden ısı alır.
Yoğunlaşma: Gaz maddenin sıvı hale geçmesine denir. Yoğunlaşan madde çevreye ısı verir.
Kaynama: Sıvılar her sıcaklıkta buharlaşır. Fakat buharlaşmanın en yoğun olduğu ana kaynama denir. Bu andaki sıcaklığa da kaynama noktası denir.

Katının eriyip sıvılaştığı sıcaklığa erime noktası Sıvının katı hale geçtiği sıcaklığa donma noktası denir. Erime donmanın, buharlaşma yoğunlaşmanın tersidir.
Su örneği: Ana madde: Su
Bir madde farklı sıcaklık ve basınç şartlarında üç halde de bulunabilir. Örneğin, saf su, H2O ile formüle edilir.
Katı halde buz, sıvı halde su, ve gaz halinde su buharı, şeklinde bulunur.
Elementler: Aynı cins atomlardan meydana gelen maddelere element adı verilir.
• Saf ve homojen maddelerdir
• En küçük yapı taşları atomdur
• Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
• Öz kütleleri sabittir
• Kimyasal ve fiziksel yöntemlerle ayrıştırılamazlar
• Sembollerle gösterilirler
Bileşikler: Farklı cins atomların belli oranlarda bir araya gelerek oluşturdukları maddelere bileşik adı verilir.
• Saf ve homojen maddelerdir
• Bileşikleri oluşturan maddeler kimyasal özelliklerini kaybederler
• Bileşikleri oluşturan maddeler belli oranlarda bir araya gelirler
• Kimyasal yollarla ayrıştırılabilirler
• Belirli bir erime ve kaynama noktaları vardır
• Özkütleleri sabittir
• Formüllerle ifade edilirler
Karışımlar: Birden fazla maddenin kimyasal özellikleri değişmeyecek şekilde rasgele oranlarda bir araya getirilmesi ile oluşturulan yeni maddelere karışım adı verilir.
• Saf değildirler
• Karışımı oluşturan maddelerin kimyasal özellikleri korunur
• Fiziksel yollarla ayrıştırılabilirler
• Erime ve kaynama noktaları sabit değildir
• Sabit bir özkütleleri yoktur
• Karışımı oluşturan maddeler arasında sabit bir oran yoktur
Karışımlar homojen ve heterojen olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Homojen Karışımlar: Her yerinde aynı özellikleri gösteren karışımlara homojen karışım denir. Çözelti olarak ta adlandırılan homojen karışımlar tek bir madde gibi davranırlar.
Heterojen Karışımlar:değişik yerlerinde farklı özellikler gösteren karışımlara heterojen karışımlar denir.
Heterojen karışımlar emülsiyon ve süspansiyon olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Emülsiyon: Bir sıvının başka bir sıvı içinde oluşturduğu heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
Süspansiyon: Bir sıvı içerisinde bir katının tam olarak çözülmeyip küçük zerrecikler halinde dağılmasıyla oluşan heterojen karışımlara emülsiyon karışım adı verilir.
Metindeki bilgilerin doğrusal şekilde düzenlenmesi:



Metindeki bilgilerin hiyerarşik şekilde düzenlenmesi:


Metindeki bilgilerin doğrusal olmayan şekilde düzenlenmesi:



Metindeki bilgilerin karışık(karmaşık)şekilde düzenlenmesi: 



Öğretim Tasarımının Tarihsel Gelişim Süreci

Öğretim Tasarımının Tarihsel Gelişim Süreci





Burrhus Frederic (B.F.) Skinner (1904-1990) 








Bloom 
Bilişsel öğrenme kuramlarından tam öğrenme modelinin savunucusudur.
Bloom’ un Taksonomisinde 6 düzey yer alır ve her düzey kişiden farklı bir düşünce tarzı gerektirir. Öğretmenlerin her türlü bilişsel işlemi ele alabilmesi için sorduğu sorularda bu 6 düzeyin tümünün de yer alması gerekir. Hiyerarşik olarak sınıflanmış bu 6 düzey aşağıda verilmiştir:
1.Bilgi
2. Kavrama
3.Uygulama
4.Analiz
5. Sentez
6. Değerlendirme
Glaser: Davranışçı öğrenme modellerinden temel öğrenme modeli savunucularındandır.
Gagne: Bilişsel öğrenme kuramlarından bilişsel alan kuramı savunucularındandır.
Scriven: Değerlendirme genel anlamda bir ölçme sonucunu bir ölçütle karşılaştırarak bir değer yargısına varmak demektir. Öğrencilerin belirlenen öğretim amaçlarını kazanıp kazanmadığı iki değerlendirme türü ile ifade edilebilir; süreci değerlendirme, ürünü değerlendirme (Şekil 1).
Süreci değerlendirme, 1967 yılında Michael Scriven tarafından ortaya atılmıştır. Süreç değerlendirme, uygulanan tasarımın ne kadar verimli olduğunu belirlemek, aksayan ve eksik kalan yönlerini belirlemek ve bunların giderilmesi için gerekli önlemleri almak amacıyla yapılır.

Öğretim Tasarımı ve Teknolojisi Gelişimi
İlk Dönem (1920-1940) : Medya olarak görünen Öğretim Teknolojisi
1960 ve 1970’ler: Süreç olarak görünen Öğretim Teknolojisi
1990’lar: Süreç olmanın ötesinde görülen Öğretim Teknolojisi
Yeni Dönem (1990 sonları): Medya, Sistematik Öğretim Tasarımı ve Performans Teknolojisinin rolünü kabul etme .
Yakın Dönem (2000’li yıllar):Öğretsel Tasarım ve Teknoloji Geçmişi 30-40 yıla dayanan öğretim teknolojileri farklı dönemlerde çeşitli şekillerde tanımlanmıştır. Son yıllarda ise bu tanım performans teknolojileri ve öğretimsel olmayan unsurlarında sürece katılması ile “Öğretim Tasarımı ve Teknolojileri” olarak evrilmiştir.

Eğitim Teknoloğu,Öğretim Tasarımcısı ve Eğitim Uzmanı Olma

Eğitim teknoloğu, Eğitim teknolojisi biliminin oluşturduğu bilgi ve ilkeler çerçevesinde çalışan profesyonellere verilen ünvandır. Eğitim teknoloğunun görevi insanların öğrenmelerini geliştirmek için kullanılacak süreç ve araçların çözümlenmesini, tasarlanmasını, geliştirilmesini, uygulanmasını ve değerlendirilmesini yapmaktır.
Eğitim teknologluğu lisans ve lisans üstü eğitim ile elde edilen bi ünvandır. Türkiye'de üniversitelerin; Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi, Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği bölümlerinden lisans derecesi alan mezunlar "eğitim teknoloğu" sıfatına sahip olurlar.
Öğretim tasarımı süreç olarak ele alındığında; öğretimin kalitesini sağlamak için, öğrenme ve öğretim kuramlarından yararlanılarak ilerleyen sistematik bir geliştirme süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu süreçte, öğrenenlerin gereksinim ve hedeflerinin analizi ile sözü edilen gereksinimlerle örtüşen uygun sistemlerin geliştirilmesi bulunmaktadır. Bu sistemler içindeki öğretim materyal ve etkinliklerinin geliştirilmesi ile öğretim ve öğrenenlerin değerlendirilmesi de öğretim tasarımı sürecinde bulunmaktadır (Berger & Kam, 1996).
Öğretim tasarımına disiplin olarak bakıldığında; araştırma ve kuramsal temelde öğretim stratejileri ile öğretim stratejilerinin geliştirilmesi ve uygulanması süreciyle ilgilenen bir disiplin olduğu görülmektedir (Berger & Kam, 1996).
Öğretim tasarımı bilim olarak açıklandığında; geliştirme, uygulama, değerlendirme ve durumların sürdürülebilirliğini sağlamak için büyük ya da küçük konu alanlarında ve tüm karmaşıklık düzeylerinde öğrenmeyi desteklemek ayrıntılı bir biçimde tasarım yapma bilimidir (Berger & Kam, 1996).
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevlerine İlişkin Yönergelerde eğitim uzmanlarının görevleri madde 14 te şu şekilde açıklanmıştır; “Verilen görevlerle ilgili inceleme, araştırma, geliştirme, mevzuat hazırlama ve benzeri çalışmalarla, verilen diğer görevleri yapmak.”
Yukarıda yapılan eğitim teknoloğu, öğretim tasarımcısı ve eğitim uzmanı tanımlarına ve özelliklerine bakarak kendimi değerlendirecek olursam; okuduğum fakülte ve bölümüm olan bilgisayar ve öğretim teknolojileri öğretmeliği bu kavramlarla doğrudan yada dolaylı olarak ilişkilidir.
Eğitim teknoloğu olarak bakıldığında; okuduğumuz bilgisayar ve öğretim teknolojisi adından da anlaşıldığı üzere eğitim ve öğretimi kolaylaştıracak teknolojileri hayatta lazım olduğunda ve gerektiğinde de kullanabilmeyi öngörür. Okuduğumuz bölümün içeriği bizleri sadece birer eğitici yani öğretmen olarak yetiştirmekle kalmayıp gelişen teknolojiyi öğretmeyi kolaylaştıracak yönde kullanmamızı sağlayacak ve daha çok kitleye hitap edebilmeyi amaçlayan eğitim teknoloğu , öğretim tasarımcısı ve eğitim uzmanı olarak da yetiştirmektir. Henüz bu açıdan çok yetişmemiş olsak da bu yönde aldığımız bir çok eğitim dersimiz ve alan derslerimizle ileride daha yeterli ve verimli olabileceğimizi düşünüyorum.

Glaser'in Temel Öğrenme Modeli

Glaser'in Temel Öğrenme Modeli
Bu modelde uygulama önemlidir. Öğrenme işi öğretmen tarafından yapılır. Öğretim öğretmenin sorumluluğunda ve dört temel boyutta ele alınır. Bu modelin Öğretme hedefleri, giriş davranışları, öğretme yolları, değerlendirme olmak üzere dört ögesi vardır.
Bu model de basit ve temel uygulamalara önem verilmekte ve öğretmene öğretme işini düzenleme görevi verilmektedir. Çünkü bu modele göre öğretme işini en iyi yapacak olan öğretmendir. Bu sürecin sorumluluğunu öğretmen taşır.
> Temel Öğretim Modelinin Ögeleri;
1. Öğretim Hedefleri
Öğretme süreci, hedeflerin formüle edilmesi ile başlar. Öğretmen öğretim hedeflerini Boolum'un taksonomisini dikkate alarak belirlemelidir. Kullanışlı bir öğretim hedefi ifadesi öğretmenin izleyebileceği gözlenebilir öğrenci davranışıdır.
2.Giriş Davranışları
Öğretim hedefi belirlendikten sonra diğer adım giriş davranışlarıdır. Giriş davranışları ön Öğrenmeleri, zihinsel becerileri, öğrenme yeteneğini ve öğrenme sitillerini içermektedir. Giriş davranışları öğretim hedeflerinin seçimi için temel oluşturur.
3. Öğrenme Yolları
Glaser'in modelinin ana ögesidir. Öğretmen öğretim hedeflerin, gerçekleştirmek için öğretim stratejilerini planlar. Öğretme yolları asıl öğrenme- öğretme sürecini ifade eder. Bu yolar farklı öğretim hedefleri ve konuları için değişiklikler gösterebilir.
4.Değerlendirme
Öğretmen öğretim sonucunu değerlendirir. Öğrencinin öğretim hedeflerini gerçekleştirme düzeyine testlerin ve yapılan gözlemlerin yardımıyla karar verir. Bu modele göre dönütler ışığında öğretme işi her aşamada esnek olmalıdır. Bu nedenle bu sorumluluk öğretmendedir.